Bu kimin mârifetidir, hakikâten merak ediyorum.
Aşağıda gördüğünüz/göreceğiniz "şey" in, güftesi, bu işin hakikî piyasasında kayıtlı/kayıtsız 10-15 beste versiyonu bulunan, Yunus Emre menşeili "Aşkın ile âşıklar / Yansın ya Resulallah / İçip aşkın şarâbın / Kansın ya Resulallah" şeklinde başlayan şiir; bestesi ise, bilen bilir, bilmeyen de iki tıklamayla amatör/profesyonel üç otuz icrâsına erişebilir, Ağrı yöresine ait "Ağrı Dağı'ndan uçtum / Çayır çimene düştüm / Ne belâlı başım var / Vefâsız yâre düştüm" diye başlayan meşhur bir türkümüz.
Yok, hayır, medâr-ı mârifet kendisi değil elbet, ama bu videodaki herif de ne halt yediğinin gayet farkında; ki baştaki "üfürük" bariz halaya giriş taksimi.
Bir de ne dikkatimi çekti, Allahı var, bu herif yapmıyor ama, bu "şey" in 30 versiyonunu dinleseniz, bu hâriç 29'unda var; üçüncü mısrâdaki "İçip aşkın şarâbın" ifâdesi iki makas darbesiyle "İçip kevser şerbetin" oluveriyor.
Efendi, hop! Kime diyorum?
Dinî musiki tasavvuf işidir. Şarâb-ı aşkın muhteviyâtını idrâk edecek kadar mutasavvıf değilsen zaten okuma ilâhî milâhî.
8 Ekim 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder