25 Temmuz 2008 Cuma
Salâ
Salâ, mâlum, peygamberimize övgü maksadıyla okunan, özü "allâhümme salli alâ seyidinâ muhammedin" olan, genelde salâvât olarak isimlendirilen dua türünün, minareden halka, yahut hâl-i hazırda cemaate okunan bir türevi.
Eskiden her sabah namazından önce, her öğlen, ikindi ve yatsı namazından sonra, sözkonusu vakit ezanının makâmından okunması da adet olan salâ, bugün sadece cuma namazına çağrı, cenaze duyurusu ve bazı yörelerde de sabah namazı vakit habercisi olarak okunuyor.
Eskinin çeşitliliğine mukâbil, bugünün yeknesaklığı, makâm hususunda da geçerli.
Erbab-ı musikiye, yukarıda bahsettiğimiz her salânın muhtelif makâmlarda okunması da kâfi gelmez, salâ okunurken güftenin peygambere övgü kısmına ilâveler yapılarak makâmlar arası geçkilerle salânın irticâlî kısmı uzatılır, Türk Musikisi'nde bir form olmasının hakkı verilirdi.
Nihâyetinde bugün duyduğumuz salâlar, muhtelif rivayetlere göre Itrî veya Hatip Zakiri Hasan Efendi'nin bestelediği dilkeşhâverân makâmındaki sabah salâsının basit çeşitlemeleridir.
Erbâbı okuduğunda, ölümü bile güzel kılan bir musiki olan salâ, "gelirsen ne âlâ, gelmezsen de banane" makâmında okunan ezanlar gibi aradan çıkarılan bir iş hüviyetine sokulduğundan, bugün daha çok yaşamak için bir sebep olabilir ancak.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder